RSS Feed
  1. El Hamra Sarayı

    May 20, 2012 by admin

    Granada: İslam mimarisinin ulaşabileceği yüksek noktalardan biri olarak bugünlere ulaşmış bir şahit olan Elhamra Sarayı’nın temeli 1232 yılında, Gırnata Emirliği yani Beni Ahmer (Nasiriler) devletini kuran I. Muhammed  zamanında atılmıştır. Saray, aynı sülaleden gelen çeşitli hükümdarlar tarafından yapılan ilavelerle genişletilmiştir.

    Elhamra’nın yapımı devam ederken Endülüs’ün diğer önemli iki şehri Kurtuba ve Sevilla Hristiyan Kastilyalılar’ın eline geçmiştir ve oradaki Müslüman halk çeşitli işkencelere uğramıştır.

    1001 gece masallarındaki rüya sarayların gerçek alemdeki izdüşümü sayılabilecek olan Elhamra’nın doğal çevreye uyumu, girift yapısı, farklı süslemeleri ve yaşanan mekân ile su ve yeşili belli bir ahenk içinde buluşturabilmesi, kazandığı şöhretin hiç de haksız olmadığını gösterir. Paris’teki Arap Dünyası Enstitüsü eski Başkanı Edgar Pisanisarayın, İslam medeniyetinin insanlığı ulaştırabileceği en yüksek noktalardan biri olduğunu söyledikten sonra Elhamra’yı şöyle anlatır:

    Endülüs İslam sanatını, Müslüman İspanya tarihinden ayrı düşünmek imkânsızdır… Elhamra inşa edilirken hiçbir şey tesadüfe bırakılmamış, her detay itina ile hesaplanmıştır. Kavislerin bölünüşünde, tek ve çift sütunların hoşa geden bir tarzda yerleştirilmelerinde, kapı ve pencere yerlerinin tespitinde bunu anlamak mümkündür. İşte bu sayede harikulâde perspektifler ortaya çıkmış, avlular ile açık salonlar arasında güneş ışığı, suların akışı ve gölgelerin oyunu buluşturularak, dış alemle inanılmaz bir uyum ve zarafet sağlanmıştır. Bu, sanki el değince kırılıp dökülecek hissi veren yüksek bir zarafettir. Elhamra’yı gerçekten anlamak için, sarayın içindeki pek çok kitabeyi anlayarak okumak gerekir. Kur’an’dan alınan ayetlerin ve İbn-i Zamrak’la diğer Müslüman şairlerin mısralarının kazınmış olduğu bu kitabeler bazı duvarları tamamen kaplamakta, kemerler, kapı çerçeveleri ve sütun tekneleri boyunca uzayıp gitmektedir. Öyle ki, bu yazıları süsleme motiflerinden ayırmak neredeyse imkânsız haldedir.

    Aslanlı Avludan Görüntü

    Saray mevcut haliyle halen göz alıcı bir güzelliğe sahip olmasına rağmen, buranın çok uzun yıllar kendi kaderine terk edildiği, adeta dilencilerin ve evsiz barksız insanların barınak yeri haline geldiği bilinmektedir. Bu dönemde bakımsızlıktan dolayı bazı yerlerde duvar kabartma süsleri dökülmüş, hor kullanmadan dolayı kapı ve pencereler tahrip olmuştur. Öyle ki, bekçilik yapan bir ailenin korumasına teslim edilen sarayın bahçesine, ilgisizlikten dolayı gecekondu misali kaçak evler bile yapılmıştır. Sarayın Mexuar denen idari bölümü avlusunun bir zamanlar koyun ağılı olarak kullanıldığı, yine bu bölümün arka kısmında kapel haline çevrilen ibadethaneye geçiş için bir duvarın yıkılarak kapı haline dönüştürüldüğü bilinmektedir. Sarayın harem kısmındaki bir oda ise 1829 yılında Washington Irving’in ikametine tahsis edilmiş ve Amerikalı yazar bu odada Elhamra ile ilgili anılarını kaleme almıştır. Granada’nın 1492 yılında düşüşünden sonra V. Carlos sarayının yapımı için Elhamra’nın bir kısmının yıkıldığı bilinmektedir. Bu yıkılan bölümlerin neler olduğu, bu yıkımla sarayın neler kaybettiği ise hiçbir zaman öğrenilememiştir.

    V. Carlos sarayını yapmak için yıkılması düşünülen yer

    V. Carlos sarayını yapmak için yıkılması düşünülen yer

    Adını üzerine güneşin son ışınları düşerken aldığı “NAR” renginden almıştır. Elhamra gül renginde tuğlalar ve “Topia” denilen toprak, çakıl ve kireçten yapılmış bir cins suni taşlardan yapılmıştır. Yapının çatı, kubbe ve kemerleri ahşap.

    Akşamüstü El-Hamra Sarrayı

    Elhamra ilk olarak askeri bir alan olarak tasarlandıysada zamanla emirlerin yaptırdığı yapılarla muhteşem bir saraya dönüştü.Elhamra’yı oluşturan çeşitli binaların her birinin ne zaman yapıldığını kesin biçimde tesbit etmek mümkün değildir. Duvarları ve kemerleri örten süslemelerin üzerinde bazı emîr isimlerine rastlanmakta, ancak kullanılan ana maddeyi alçının teşkil etmesi ve bu maddenin çabuk bozulması sebebiyle zaman içerisinde birçok kısmın onarılmış veya tamamen değiştirilmiş olduğunu kabul etmek gerekmekte, dolayısıyla da adları okunan emirlerin binaları yaptıranlar mı yoksa tamir ettirenler mi olduğuna kolaylıkla karar verilememektedir.Bununla birlikte hangi emîrin zamanında hangi binaların ya da kısımların inşa edildiğine dair bazı genel tesbitler yapmak ve bazı varsayımlar ileri sürmek mümkündür. Mesela II. Muhammed döneminde (1273-1302) Alcazaba (El-Kasaba)’nın ve Şarap Kapısı “Puerta del Vino” boyunca inşa edilen mahallenin tamamlanıp Ravza denilen emirler kabristanının ve Beni Serrac Divanhanesi’nin “Sala da los Abencerrajes” eklenmesiyle Elhamra’nın büyük çapta bir saltanat şehri görünümüne kavuştuğu bilinmektedir. Elhamra’nın yukarısında bir yazlık saray olan Cennetü’l-Arif de (Generalife) bu emirin döneminde yapılmıştır. Saray mescidi’nin karşısındaki hamamı da aynı emir döneminde yaptırılmıştır. Saraya mükemmel bir taç kapıdan girilir. Elhamra kale, ribatlar, yazlık saray ve Generalife (Cennetül Arif) ile dört ana kısımdan oluşur. Girifit bir yapıya sahip olan Elhamra Sarayı, birbiriyle bağlantılı sayısız odalar ve salonlar, bu mekanların arasında yer alan avlular, ferahlatıcı yeşil alanlar, fıskiyeli havuzlar, akar çeşmeler ve bahçelerden ibarettir.

    Sayısız şekille oyulmuş kolonlar

    Salon ve avlu duvarları yüzlerce çeşit geometrik desenlerle süslenmiş seramikler ile örülmüştür. Elhamra’nın hamamları, sıcak ve soğuk su tertibatını birlikte tesis etme noktasında Endülüs’lü mühendislerinin olağanüstü becerilerini ortaya koymaktadır. Banyolar öylesine maharetle onarılmış ki, bunları kullanma esnasında onların bakış açıları kolaylıkla anlaşılabilir. Dinlenme odası, estetik zevke hitap eder biçimde kiremitle örtülmüş ve aydınlatma orada bulunan ve divanların üzerinde yatarak istirahat eden ve dahi yukarı kat daki üstü kapalı koridorlarda icra edilen müziği dinleyen kişinin gözlerini rahatsız edecek derecede fazla ışık almayacak bir düzene göre ayarlanmıştır. Elhamra geniş bahçeler ve parklar içinde bir köşk, saray ve külliyedir. Kale duvarları arasında kalan saha, çeşitli süs bitkileri, hayvanlar ve fıskiyelerle nefis bir manzara arz etmekteydi. Yine bu saha, birbiriyle kenetlenmiş sanat âbideleriyle doluydu. İspanyollar zamanında V. Carlos yaptırdığı binâlar hâriç diğerleri, Mersinli Avlusu ile Aslanlı Avlu’nun çevresinde toplanmıştır. Aslanlı Avlusunda bulunan Sultan Mezarları kısmı, İspanyollar tarafından tamamen tahrib edilmiştir. Mersinli Avlusu etrafında; Mahkeme Divanhanesi, İki Kız Kardeşler Salonu, Beni Sirac Salonu, Elçiler Salonu, Cami ve Hamamlar mevcuttu.

    Mersinli Avlusu

    duvarlardaki sert kesikleri gördüğünüzde kendinizi birebir mücadelelerin ortasında hissedersiniz. muhakkak ki bir kılıçtır duvarda iz bırakan ve ikili bir mücadelenin kaderini değiştirmiştir. şuradan girmiştir tanrı katında bir yer edinmek isteyen katolikler ve şurada kanları dökülmüştür, bir başka dinin cihad yolcularının.

    El Hamra Sarayı dışardan bir görüntü

    Duvarlardan birine oyulmuş Allah oyması


  2. Fransız İhtilali

    March 18, 2012 by admin

    Fransız İhtilali hakkında detaylı araştırmamızı aşağıdaki linke tıklayıp indirebilirsiniz..

    Fransiz Ihtilali


  3. Dünyanın En Zeki İnsanları

    February 2, 2012 by admin

    Dünyanın En Yetenekli, En Akıllı Ve En Zeki İnsanları Kimlerdir? İşte (Top 10) 

    1- KIM UNG-YONG
    4 yaşında üniversiteye gitti, 15 yaşında doktorasını yaptı
    1962′de Kore’de doğan Kim Ung-Yong isimli bu süper dahi, dünyanın en zeki insanı olarak Guinnes Rekorlar Kitabı’na girdi
    4 yaşında üniversiteye gitmekle kalmayan büyük deha, aynı zamanda o yaşlarda Japonca, Korece, Almanca ve İngilizce dillerine de hakim olmasıyla ayrı bir rekor kırıyor

    5 yaşına bastığında en zor integral ve diferansiyel denklemleri çözebilen dahinin IQ’su 210′un üzerinde olarak biliniyor
    3 yaşında Hanyang Üniversitesi’nden kabul alan Yong, 6 yaşına kadar fizik bölümünde misafir öğrenci olarak okudu

    7 yaşında Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) tarafından Amerika’ya davet aldı ve 15 yaşını doldurduğunda Colorado Üniversitesi’nde Fizik Doktorası’nı yapmıştı1974 yılında üniversitedeyken NASA’da araştırmalara başladı ve fizik alanından İnşaat Mühendisliği alanına geçiş yaptı

    1978 yılında anavatanı Kore’ye dönen Yong’a birçok prestijli üniversiteden teklif gelmesine karşın o, yerel bir üniversitede ders vermeyi seçti  Yong, şu anda Kore’deki Chungbuk Üniversitesi’nde part-time öğretim üyesi

    2- AKRIT JASWAL 7 yaşında cerrah oldu 
    Bu Hintli çocuk, dünyanın en akıllı çocuğu olarak nitelendiriliyor… İsmi Akrit Jaswal ve ünvanını kesinlikle hakediyor
    IQ’su 146 ve bir milyar nüfuslu Hindistan’daki en zeki insan olarak kabul ediliyor
    2000 yılında evinde ilk cerrahi müdahaleyi gerçekleştirince, tüm dünya onun adını duydu Hem de sadece 7 yaşındayken

    Hastası da doktora gidecek parası olmayan sekiz yaşındaki bir kızdı  Küçük kızın eli yanmıştı ve parmaklarını birbirinden ayıramıyordu Tıp eğitimi olmayan, hayatında hiç ameliyata girmemiş 7 yaşındaki süper çocuk, küçük kızın ellerini birbirinden ayırarak yeniden kullanabilmesini sağladı Tüm ilgisini tıp bilimine veren dahi, 12 yaşındayken kanserin çaresini bulmaya çok yaklaştığını iddia etti Tıp dahisi küçük çocuk şu anda Chandigarh Üniversitesi’nde okuyor ve Hindistan’ın en genç üniversite öğrencisi

    CLEOPATRA STRATAN

    3- CLEOPATRA STRATAN 3 yaşında şarkı başına 2 500 TL kazanıyor
    2002 yılında Moldova’da dünyaya gelen Cleopatra Stratan, şimdiye kadar başarılı bir albüm çıkaran en genç şarkıcı olma ünvanını taşıyor
    Zira, küçük kız daha 3 yaşındayken ilk albümünü çıkardı

    2 saat boyunca aralıksız konser verdi

    Müzisyen bir ailenin çocuğu olan Cleopatra’nın rekorları bununla bitmiyor tabii  Küçük Cleopatra, aynı zamanda iki saat boyunca kalabalık seyirci kitlesine canlı konser veren en genç şarkıcı, en çok para kazanan en genç şarkıcı, MTV müzik ödülü alan en genç şarkıcı ve bir ülkenin hit şarkısını çıkaran en genç şarkıcı rekorlarına da sahip

    MICHAEL KEVIN KEARNEY

    4- MICHAEL KEVIN KEARNEY 10 yaşında üniversiteden mezun oldu 
    24 yaşındaki Michael Kevin Kearney, sadece 10 yaşında üniversiteyi bitirmesiyle değil, aynı zamanda “Kim 1 milyon dolar ister?” bilgi yarışmasında büyük ödülü kazanarak dünya çapında ün saldı
    1984 doğumlu dahi çocuk, 17 yaşında üniversite hocası olmasıyla ve kırdığı dünya rekorları ile biliniyor ama dahası var…

     MICHAEL KEVIN KEARNEY

    Daha dört aylıkken konuşmaya başladı  Altı aylıkken doktoruna “sol kulağımda bir enfeksiyon var” gibi komplike bir cümleyle meramını anlattı 10 aylıkken okuma-yazma öğrendi!!! Dört yaşındayken Amerika’nın önde gelen üniversitelerinde John Hopkins Üniversitesi’nde matematik testlerinde en yüksek skoru aldı
    Liseyi altı yaşında bitirdi, 10 yaşında Santa Rosa Üniversitesi’nden mezun oldu Şu anda Guiness Rekorlar Kitabında adı, “üniversiteden en küçük yaşta mezun olan kişi” olarak geçiyor

    MICHAEL KEVIN KEARNEY final anı

    Kearney’in “Kim 1 milyon dolar ister?” yarışması finalinde son soruda telefon hakkını kullanmak isteyip, herkesin soruyu babasına mı danışacak dediği anda, babasını arayarak “baba 1 milyon doları aldım eve geliyorum” demesi ve son soruya da doğru cevap vermesi hem yarışma sunucusunu hem de tüm dünyayı şaşırtmıştı  Kearney’in yarışma başarısı ve finaldeki bu anekdotu dilden dile dolaşan bir efsaneye dönüştü
    İŞTE O EFSANE FİNAL…

    GREGORY SMITH

    5- GREGORY SMITH 12 yaşında Nobel Ödülü’ne aday gösterildi 
    1990 doğumlu Gregory Smith, 2 yaşında okuma yazma öğrendi ve 10 yaşında üniversiteye başladı Ama bu, süper çocuğun hayat hikayesinin sadece bir kısmı
    Zira, o dahi çocuk, öğrenmeye ayırdığı vakitten arta kalanı barış ve çocuk hakları savunucusu olarak dünyayı gezerek değerlendiriyor
    Smith, dünyadaki gençler arasında barışı yayma amaçlı “Uluslararası Gençlik Savunucuları Derneği”nin de kurucusu

    NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜ

    Eski Amerikan Başkanı Bill Clinton’la ve Mikhail Gorbaçov’la tanışmış ve Birleşmiş Milletler Konseyi’nde konuşma yapmış sıradışı bir çocuk o  İşte tüm bu sıradışı yönleri ve barış için yaptığı çalışmalarla, Smith, şimdiye kadar dört kez Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi İşin ilginç yanı ise tüm bu başarıları, 20 yaşına basmadan gerçekleştirmesi

    AELITE ANDRE

    6- AELITE ANDRE 2 yaşında sanat galerisinde resim sergisi açtı 
    Aelite Andre, Avustralya sanat dünyasının en çok konuştuğu “soyut resim” sanatçılarından biri ve sadece 2 yaşındayken adından söz ettirmeye başladı
    Üstün yetenekli küçük kızın resimleri Melbourne’daki sanat galerisi sahibine ulaştığında, galeri sahibi resimlerden çok etkilenmiş ve hemen sergi açmaya karar vermişti

    AELITE ANDRE 2 yaşında resmiyle birlikte.

    Sergi için tüm hazırlıklar yapıldıktan sonra galeri sahibi, bu üstün yetenekli ressamın sadece 22 aylık küçük bir kız olduğunu öğrenmiş ve resmen şoke olmuştu  Galeri sahibi bu inanılmaz gerçeğe rağmen sergi açma fikrinden vazgeçmemiş ve o başarılı sanat eserlerini galerisinde sergilemişti

    7- SAUL AARON KRIPKE Lisedeyken Harvard’dan öğretmenlik teklifi aldı 
    Bir hahamın oğlu olarak dünyaya gelen Saul Aaron Kripke, tam anlamıyla bir “dahi”
    Henüz ilkokul dördüncü sınıfa giderken matematiği yalayıp yutan üstün insan, daha liseye başlamadan geometri, kalkülüs ve felsefe alanlarına hakim oldu
    Lisedeyken yazdığı ödevler, daha sonra mantık derslerinde kullanılmaya başladı

    Ödevlerinden biri Harvard’ın Matematik Bölümü tarafından beğenildi ve henüz lisedeyken Harvard’dan iş teklifi aldı Harvard’dan “Sizi ders vermek üzere aramızda bekliyoruz” diyen bir mektup alan Kripke, ailesinin öncelikle liseyi bitirmesini istediğini söyleyerek teklifi reddetti; ama hemen liseden sonra Harvard Üniversitesi’ne kabul aldı

    SAUL AARON KRIPKE

    Üstün zekalı Kripke, felsefe alanında Nobel Ödülü’ne eşdeğer Schock Ödülü’ne layık görüldü ve şu anda hala yaşayan en büyük filozof olarak kabul ediliyor

    FABIANO LUIGI CAURANA

    8- FABIANO LUIGI CAURANA 14 yaşında en genç satranç üstadı oldu 
    İtalyan ve Amerikan vatandaşı olan harika çocuk Fabiano Luigi Caruana sadece 14 yaşındayken satranç üstadı ünvanını kazandıCaruana, şu anda İtalya’da ve Amerika’da gelmiş geçmiş en genç satranç üstadı

    ELIANA SMITH

    10- ELIANA SMITH 7 yaşında “Güzin Abla” oldu 
    Evet inanılmaz belki ama 7 yaşındaki Eliana Smith, yaptığı radyo programında yetişkinlerin dertlerini dinleyip onlara öğütler veriyor
    Erkek arkadaşı tarafından terk edilenler, eşiyle sorunu olanlar, ailevi problemler yaşayanlar, herkes ama herkes ona ulaşıp, sorununa çözüm bulabiliyor

    Sevgilisini elinden kaçıran bir kadına tavsiyesi ise: “Onun için üzüldüğüne değmez, hayat bir erkeğin arkasından ağlayacak kadar uzun değil”…

    Vay be.. Bunların yanında biz neyiz acaba : )

     


  4. Kudüs

    December 25, 2011 by admin

    Mescid-i Aksa

    Ağlama Duvarı

    Holy Sepulchre

    Birçoğumuzun o “Kutsal Şehir” olarak bildiği Kudüs’ü sizler için daha detaylı bir şekilde araştırdık.

    Şehrin tarihi önemine değinmeden önce “neden 3 ana din için önemli?” anlatacağım.

    Kudüs; üç semavi din için de kutsal bir şehir olarak kabul edilir, Yahudiler Hz. Süleyman’ın tapınağının batı duvarının kalıntıları olan

    Ağlama Duvarı’nı kutsal mekan kabul ederler ve bu duvarın önünde dua ederek ağlarlar.

    Hz. İsa’nın gömülü olduğu yer olduğuna inanıldığından buraya inşa edilen “Holy Sepulchre” kilisesi tüm Hristiyanlarca kutsal bir hac merkezidir.

    Ayrıca Hz. Muhammed’in Mi’rac sırasında göğe yükseldiği yer olması hasebiyle ve Mescid-i Aksa’nın burada bulunması sebebiyle Kudüs, Müslümanlar için de kutsaldır.

    En üstteki 3 resimde sırasıyla (yukarıdan aşağıya): Mescid-i Aksa, Ağlama Duvarı ve Holy Sepulchre yer almaktadır.

    Kudüs’ün Müslümanlar İçin Önemi

    Bunun en önemli nedeni Hz. Muhammed’in buradan Mirac’a yükselmesi ve Müslümanların ilk kıblesinin burası olmasıdır.

    Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de Mescidi Aksa’dan adıyla söz etmekte ve bu mescidin etrafının mübarek kılındığını bildirmektedir. Bu konuda İsra suresinin birinci ayetinde şöyle buyuruluyor:

    “Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescidi Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa’ya yürütenin şanı pek yücedir. Şüphesiz o duyandır, görendir.”

    - Kudüs kurulduğu günden buyana vahyi, ilahi tebliği ve peygamberlik müessesesini temsil etmiştir. Dolayısıyla burası kurulduğu günden beri bir İslâm şehridir. Çok sayıda peygamber hayatlarının en azından bir bölümünü bu şehirde geçirmiştir. Son peygamber Hz. Muhammed de miraca yükseltilirken Kudüs’e kadar getirilmiş ve oradan göklere çıkarılmıştı. Allah dileseydi onu Mekke’den de göklere yükseltebilirdi. Ancak İsra ve Mirac olayında Hz. Peygamber’e refakat eden Cebrâil’in onu önce Kudüs’e getirmesi sonra göklere yükseltmesi bu şehrin taşıdığı mana ve önem dolayısıylaydı. Yüce Allah son peygamberi Hz. Muhammed’in Kudüs’ü ziyaret etmesini ve bu peygamberler şehrindeki ilâhi âyetlere şahit olmasını dilemişti.

    Kudüs’ün Hristiyanlar İçin Önemi

    Bunun nedeni Hz. İsa’nın Holy Sepulchre (Kutsal Kabir Kilisesi)’de gömülü olduğu sanılmasıdır. Hrisitiyanlik için Kudüs, tarihin basladigi  ve bitecegi yerdir. Yine de Hristiyan ilahiyatinda Kudüs karmasik bir yer tutar. Sehir bir yandan Isa’nin yakalanip çarmiha gerildigi ve gömüldügü, yikimi Isa tarafindan önceden haber verilmis bir sehirdir. Bunun yaninda Son Günlerin Vaadleri ile de birlestirilen bir Kutsal Sehirdir. Haçlilarla birlikte Kudüs’ün Hristiyanlik için ifade ettigi dini önem siyasal bir boyut kazanmistir.

    Kudüs’ün Israil tarafindan ele geçirilip bir Yahudi sehrine dönüstürülmesi Hristiyan dünyasinda farkli kanaatler ortaya çikardi. Bazilari bu gelismeyi tarihi gelismelerde vuku bulan bir hata olarak görürken bazilari bunun vadedilen Yeni Kudüs’ün kurulmasi için gerekli bir basamak olduguna inanirlar. Bugün Vatikan’in Israil ile alakali politikasi temelde Katoliklerin Kutsal Mekanlara ulasimini ve buralarda ayinlerin gerçeklestirilmesini garanti altina alacak sekildedir.

    Çarmıha Gerilmiş İsa

    Kudüs’ün Yahudiler İçin Önemi

    Kudüs’ün Yahudilik için önemi Süleyman Mabedi’nin bu şehirde bulunmuş olmasına dayanmaktadır. Yahudiler Kudüs’e ‘Ötelerin Sehri’ nazari ile bakarlar ve burası Allah’in Evi olarak kabul edilir. Yahudilerin kutsal kitabi Eski Ahit’te Kudüs’ün önemi ‘Son Günlerde’ ve ‘Adalet Gününde’ belirginlesir. Isayahu peygambere göre Kudüs ‘Adalet Şehridir’. Yahudi inancina göre burada son mahkeme kurulacaktir. Ayni zamanda Kudüs, Eski Ahit’te Beni Israil’i sembolize etmektedir. Onun yikilmasi Israilogullarinin sürgüne gönderilmesi demektir. Ve gelecekte yeniden imari da Israiloğullarinin sürgünden dönüsünün ifadesidir. Yahudi tarihinde Ikinci Mabed döneminde Kudüs bir hac şehri haline gelmiştir. MS 70 yilinda sehrin yikilmasi ile sürgüne gönderilen Yahudiler için yikik sehir kendi gurbet ve perisanliklarini sembolize etmektedir.

    Kudüs Tarihi

    Kudüs, 6 bin yıllık tarihin adıdır. Bu, Kudüs’ü dünya üzerindeki en eski şehirlerden biri yapar. Kudüs, üç İbrahimi din için özel ve kutsal şehirdir. M.Ö. 10.yüzyıldan bu yana Museviliğin en kutsal şehri ve ruhani merkezidir. Aynı zamanda şehir Hıristiyanlık için tarihin başladığı ve biteceği yerdir. Müslümanlar için de Mekke ve Medine’den sonra üçüncü kutsal mekânın bulunduğu şehirdir. Yeryüzü nüfusunun nerdeyse tamamına yakınının ortak şehridir. İnsanlığın dünyayı anlamlandırma sürecinde başvurduğu referans bir imgedir. İnsanlığın ortak projesidir Kudüs.

    Camiler, kiliseler ve sinagoglar adeta içiçe girmiş durumda. Sabahın erken saatlerinde müezzinlerin sesine karışan çan gürültüleri ve ağlama duvarı önünden yükselen yakarmalar dünyanın hiçbir yerinde görülmeyecek bir manzara oluşturur. Müslümanlar, Museviler ve Hıristiyanlar bin metrekareyi geçmeyen Eski Kent’teki kutsal mekânlar arasında gidip gelir.

    Altı bin yıldır insanların oturduğu sanılan Eski Kent, her kenarı yaklaşık 900 metre uzunluğunda surlarla çevrili dikdörtgen bir alandan oluşur. Kudüs’ün sur içinde kalan bölümü Eski Şehir olarak anılmaktadır. Bir proje olarak Kudüs’ün tarihi, eni boyu 900 metre olan bu alanda bulunan kutsal mekânlar üzerinden şekillenmektedir. Kudüs’ün Eski Kent bölgesinde 220 dinî mekân bulunuyor. Kentin en göze çarpan yapısı olan surları, Kanuni Sultan Süleyman, 1538–1540 yılları arasında, Haçlılar dönemine ait kalıntıların üzerine yaptırmış.

    7. yüzyılın sonlarında yapılan Kubbetü’s-Sahra’nın ve Mescid-i Aksa’nın bulunduğu yere Harem-i Şerif deniyor. Ağlama Duvarı ise Harem-i Şerif‘i çevreleyen duvarın bir parçası. Uzunluğu 50, yüksekliği 18 metre. Hz. Süleyman’ın yaptırdığı Kudüs Tapınağı’nın tek kalıntısı olan Ağlama Duvarı, Musevilerin kutsal saydığı dua ve hac yeri.

    Kudüs’ün paylaşılamamasının temelinde, yerleşim bölgelerinin yani Müslüman, Hıristiyan ve Musevi mahalleleri ile kutsal mekânların birbirlerinden net çizgilerle ayrılamıyor olmasında yatıyor. Bu kutsal köşenin denetimini ele geçirmek için mücadele hem yeraltında hem de üstünde hala sürüyor. İsrailliler, tapınağın kalıntılarına ulaşmak için Harem-i Şerif’in altında tüneller kazmakta ısrar ediyor. Böylece anlaşmazlık hem yatay eksende hem de dikey eksende çok katmanlı bir boyut kazanıyor. Ayrıca bir dinin kutsal mekânları, diğer iki din için de kutsal sayılıyor. Mescid-i Aksa Camii, Müslümanlar için olduğu kadar Museviler için de kutsal bir mekânda bulunuyor. Hıristiyanlar için kutsal olan Kutsal Büyük Kabir Kilisesi, iki camiinin ortasında yer alıyor. Ağlama Duvarı, Hz. Peygamber’in Mirac gecesinde Burak adlı atını bıraktığı yer olarak biliniyor.

    Tapınak Dağı ile Kuzey Duvarı Yahudiler için, Kutsal Kabir Kilisesi Hıristiyanlar için ve Mescid-i Aksa ile Kubbetüs Sahra da Müslümanlar için kutsal merkezlerdendir.

    Kudüs’te önemli sayıda Hıristiyan topluluk da yaşıyor. Hz. İsa’nın, Romalılar tarafından, sırtında tahta haç, Via Dolorosa (Hıristiyan Haç Rotası) boyunca yürütüldükten sonra çarmıha gerildiği yerde bulunan Kutsal Mezar Kilisesi, Romalı askerlerin İsa peygamberin başına dikenli zeytin dalı yerleştirdikleri Ceza Kilisesi, Hz. Meryem’in anne ve babasının oturduğu evin yerine yapılan St. Anna Kilisesi, Rus ve Yunan Ortodoksların kilisesi, Etiyopya Katoliklerinin kutsal mekânı, şehirdeki Hıristiyan topluluğunun farklı mezheplerini temsil ediyor.

    Kudüs, ilk yerleşimden itibaren Salem, Yerushalayim, Yerusalim, Hierusalem, Ursalem, Yebus, Sion, Ir-Davud, Ilya, Medinetü Beyti’l-Mukaddes, Beytü’l-Makdis, Daru’s-Salem, el-Kuds vb. isimlerini aldı. Kudüs’ün almış olduğu bu isimlerin büyük çoğunluğunda ortak anlam ekseni “barış” ve “kutsal” ‘ kelimelerine dayanmaktadır.

    Baştan Sona Kudüs

    0 —-> Hz. İsa’nın Doğumu

    30 —-> Hz. İsa’nın Hayatı

    37 —-> Herod, Kudüs’ü Hasmoniler’den  aldı.

    40 —-> Yahuda Bölgesi’ni Yönetmek Üzere Roma Tarafından Atanan Kral Herod Hükümdar Oldu.

    70 —-> Bir Yahudi Ayaklanmasını Bastıran Romalı Birlikler, Mabedi ve Kenti Yıktı. Birçok Yahudi Sürgün Edildi.

    63-141 —-> Makabi Diye Anılan Hasmoniler hem kral hem de rahip olarak hüküm sürdüler. Romalı Kral Pompeius, Tahta Kimin Varis Olacağı İle İlgili Bir Tartışmayı Gidermek Üzere 63′te Davet Edildi. Ancak o, Yahuda’yı İşgal Etti.

    135 —-> Hadrianus, İkinci Yahudi Ayaklanmasını Bastırdı. Yahudiler’in Kudüs’e Girişini Yasakladı. Kenti Yeniden İnşa Ederek Aelia Capitolina Adını Verdi. Bu Kez Yahuda “Syria-Palaestina” Adı Altında Roma Vilayeti Oldu.

    141-167 —-> Makedonya Kralı Büyük İskender Kudüs’ü Topraklarına Kattı. Büyük İskender’in Ölümünden Sonra Komutanı I. Ptolemaios Kudüs’ü Kendi Krallığı Olan Mısır’a Alır.

    313 —-> Roma İmparatorluğu Hristiyanlığı Kabul Etti. Hristiyan Hacıları Çekmeye Başlayan Kudüs, 300 yıl boyunca Bizans’ın Bir Parçası Oldu.

    332 —-> Pers İmparatorluklarından Akamanış Hanedanı’nın Kurucusu ve ilk kral Büyük Kiros Yahudileri Serbest Bıraktı. Büyük Kiros İkinci Mabed’in İnşasına izin vererek yeniden açılmasını sağladı.

    335 —-> Hz. İsa’nın Çarmıha Gerilişi, defni ve dirilişininin geleneksel yönünü simgeleyen Kutsal Kabir Kilisesi (Kıyamet Kilisesi) Açıldı.

    538 —-> Nebukednezar Hz. Süleyman Tapınağı’nı Yıkarak Yahudileri Babil’e Sürdü.

    586 —-> Mülteci Durumda Olanlar İsrail’den Güneye, Yahuda’nın İçlerine Doğru İlerledikçe Kudüs’ün Nüfusu 1000 kişiden 20.000 kişiye çıktı. Yeni Asurlular Kudüs’ü Fethederek On Kabile’yi Dağıttı.

    970-1000 —-> Kudüs ilk Yebusilerin yeri olmasının ardından Yönetim Hz. Davut’a geçer.

    1993 —-> İsrail Doğu Kudüs’e Kapatma Uygulamaya Başladı.


  5. Kaliforniya’da Bir Garip Olay

    December 11, 2011 by admin

    Kaliforniya, ekvatora yakın bir konumdadır. Ekvator ve çevresinde dünyanın kendi ekseni etrafında dönüş hızı (açılsal hız+çizgisel hız) daha fazla hissedilir.
    Açısal Hız: Dünyanın birim zaman içinde taradığı açıya denir.
    Dünyanın bir saatteki açısal hızı 15º dir.
    Dünyadaki bütün meridyenler 24 saatte 360º lik aşıyla dönerler.
    Her meridyenin açısal hızı eşittir.
    Açısal hız meridyenlere bağlıdır.
    Çizgisel Hız: Enlemlere bağlıdır. Çizgisel hız ekvatordan kutuplara doğru gittikçe azalır.En fazla hız ekvatordadır. Ve saatte 1670km dir.Bu hız dünyanın 1 saatteki hızı 15º olduğu kabul edilip 15×111=1670 km şeklinde bulunur.Bu hızın farklı olması sonucunda :
    Yer çekimi ekvatordan kutuplara gidildikçe artar.
    Güneş ekvatorda çabuk doğar çabuk batar.Bu süre ekvatordan kutuplara gidildikçe artar.Bundan dolayı ekvatorda tan ve gurup vakitleri yoktur.
    Gece – gündüz süresi en az ekvatorda değişirken en az kutuplarda değişir.
    İki meridyen arasındaki zaman farkı her yerde aynı olur.
    Dünya nın dönüş hızı heryerde aynı değildir.Bu hız ekvatorda 27 kilometre/dakika,kutuplarda ise 10 kilometre/dakikadır Dönüş hızı kutuplara doğru azalıyordur.Orta enlemlerde ise 20 kilomtere/dakika dır.
    Yörünge hızı ortalama : 29,78 km/sn’dir.
    Dünyanın hızı ne ile ölçülür?
    meridyen uzunluğunun (en uzunu ekvator=40076 km)Dünya’nın bir tam turu (1 gününün=24 saat) na bölünmesiyle hesaplanır.
    Dünyanın Hızı = 40076/24 km/saat



  6. Yunan ve Roma Mitolojisi

    November 27, 2011 by admin

    Buna benzer başka bir araştırmamız “Mısır Mitolojisi” olmuştu. Şimdi sizlere Yunan Mitolojisini sunuyoruz. Oldukça kapsamlı ve uzun sürekli bir araştırma oldu. Umarız beğenirsiniz.

    Ikaros(Roma Mitolojisie göre ikarus) güneşe dek uçma hevesi uğruna ölür.

    Mitler, hayal gücü onları canlı tutsun diye vardır.
    Albert Camus

    Mit Nedir?

    Mitler doğa güçlerini ve doğaüstü yaratıkları vurgulayan hayal ürünü öykülerdir. Mitin simgesel ve kutsal bir ağırlığı olur.Yüzyıllar boyunca bu öyküler birbirlerinden beslenerek zenginleşmişlerdir. Başlarda kulaktan kulağa gizlice yayılıyorken zamanla kimileri, özellikle de yazarlıkla uğraşanlar mitleri kayda almışlardır.

    Bugün elimizde hemen her öykünün devşirilmiş olduğu yere ve zamana, öyküyü aktaranın meşrebine göre değişen anlatımları bulunuyor. Bu çeşitlilik rahatsız edici değil.

    Mitler evrenin ve insanın yaratılışı, dahası, doğa güçlerinin birer dev olarak türettiği tanrılar hakkında ana sorulara cevaplar da veriyorlar. Tarihleri boyunca Yunanlılar şehirlerinin kökenine ilişkin başka mitler de üretmişlerdir.

    Yunan kültürünün temelini mitler oluşturur. Herkes de bunu bilir. Evrenin bilinmezliği karşısında iç huzuru sağladıkları için de herkes mitlere inanır.

    Yunan Mit ve Tanrılarına İbadet

    Sitelerin (İonia,Sparta,Troya gibi küçük il benzeri ülkelere site denir) kuruluşu çoğunlukla bir kahramana bağlanan bir mit’e dayanır ve bu kahramana bir de kült mal edilir.
    Gerçi Olimposlular her yerde kutsanıyor fakat her site polis’i yani siteyi koruyan poliades denen tanrıçalara da özellikle itibar ederler.
    Kişinin dindarlığına,ailenin kültürüne paralel olarak site de dinsel bir çerçeve oluşturur. Yurttaş birçok grupla bir bütündür. Örneğin, ortak bir atadan gelen aileler bir genos’tur, birçok genos birliği bir phratria meydana getirir.

    Her phrateria, Athena ve Dionysos’tan başka kendisine özgü tanrısının da kendi tapınağında kutsar. Yıl içinde doğan çocuklar Apaturialar bayramında o tapınakta tanıtılır. Aynı şekilde, dayanışma derneklerine , mesleki birliklere ait ayinler de vardır ; böylesi temeller üzerine oturan bir kült tamamen siyasi nitelik taşır.

    Her özgür erkek kamusal küte katılır ; yeter ki üzerinde kan lekesi, kir bulunmasın ya da haklarını kullanmakta kısıtlı olmasın. Sitenin başlıca işleri dualar,armağanlar ve kurbanlarla birlikte yürütülür. Yönetimin simgesel merkezi olan site ocağında Hestia, her gün derin bir saygıya konu olur. Atina’da Boulimosâ (Açlık) adanan tarla ham bırakılır. Bunun tersine, Bouzugion ise mevsim başında bir dinsel törenle sürülür. Zira, toprağı ekebilmek için kutsallığını gidermek gerekir.

    Bayramlarının takvimini her site kendisi saptar. Bu bayramlar resmi eğlencelere dayanır ve yararlarından herkes payını alır. Bayramların yüksek memurlar organize eder, zengin hemşeriler de finanse eder. Bayramlar genelde ayin alayları, korolar, danslar , yarışmalar içererek çeşitli biçimde alırlar. Tiyatro gösterileri ise Dionysos’u kutsar. Bazı bayramlardaki şatafat yabancı ziyaretçileri etkilemeye yöneliktir.

    Yunanlılarda sosyal yaşamının çok önemli bir bölümünü oluşturan halk inancı, bireyi kendi yaşamında coşkulu tutan hamle ve ateşten bazen yoksundur.

    Ayinler

    Dualar :

    Dualar yüksek sesle ayakta edilir ; gökteki tanrılar için bir el yada her ikisi göğe, yeraltı tanrıları (khthonios) için yere dönük olur. Cenaze törenleri sırasında kimi kez yere kapanılır.

    Sunular :

    Bunlar saçılar, peksimet sunuları, rekoltenin ilk ürünleri, saç, ölçüyü aşan her kazançtır. (av,balıkavı, ticaret)
    Çok yoksul olan dindarlar hayvan kurban etmek yerine onun kilden bir kopyasını sunarlar.

    Kurbanlar :

    Beyazlar giymiş, başına yapraklardan taç takmış sunu rahibi, her zaman açık havada bulundurulan sunağa kutsanmış su serper. Kurbanın başı üstüne arpa döker, sonra kafasından ateşe birkaç kıl atar.

    Her tanrının yeğlediği hayvanı yaşı, cinsiyeti, ve rengi ile tanımak gerekir. 
    Gökteki tanrılara sunu ; genellikle sabah ve yüksek bir sunak üzerinde yapılır. Genelde beyaz olan kurbanın başı yukarı kaldırılır. Rahip kurbanı parçalara ayırır, etinden kendisi yer, kalanını inananlara dağıtır ; böylece onlar da hayvanın yaşamsal gücünü edinmiş olurlar.

    Yeraltı tanrıları için kurban korkular içinde, güneş batarken gerçekleştirilir. Hayvan siyah olup başı aşağıda, alçak bir sunak üzerinde ya da bir çukurda kurban edilir ; kanı toprağa akıtılır, eti adak olarak tamamen yakılır.

    Evren, Dünya, İnsanlar, Mitler, Tanrılar, Olimposlular ve Diğer Yaratıklar Nasıl Yaratıldı?

     

     

    Okeanos ve Thetris /// Oceanus And Thetris

    Yunanistan’da pek iz bırakmamış olan bir rivayete göre Evren, iki denizsel güç olan Okeanos ile Thetris’ten doğmuştur.

    Okeanos gürültüyle akan kudretli bir nehirdir, daha göğün ve yerin bulunmadığı bir boşlukta kendisini henüz hiçbir şey sınırlamamaktadır; bu, bir erkek varlıktır.
    Thetris, Okeanos’un kendi akışından ayrı olmayan bir su kitlesidir. Fakat aynı şekilde kendi canı ve kişiliği vardır, bu da bir kadın varlıktır.

    Bunlar birbirleriyle birleşince , Gök’ü, Yer’i ve sayısız ölçüde varlık meydana getirdiler. Sonunda Okeanos bütün evreni kuşatan nehir olur; Thetris’le birlikte dünyanın sonlarındaki uzak bir sarayda oturur. Yaratılış bittiğinden onların da aşkı soğumuştur.

    Bu rivayet Zeus’un karısı Hera’ya şunu söyleten Homeros’ta da görülüyor ;

    Doğurgan Yer’in ucuna gidiyorum , bütün tanrıların babası Okeanos ile anaları Thetris’i görmek için; onlar ki Rhea’nın beni ellerine teslim ettiği andan itibaren saraylarında beni beslemiş ve pek sevmişlerdi, gür sesli Zeus’un Kronos’u toprağın ve uçsuz bucaksız denizin altında gömdüğü o dönemde…

    Homeros, İlyada Destanı, XIV,20

    Evrenin kuruluşuna ilişkin rivayetin Yunanistan’da en geçerli olan ozan Hesiodos’un yazdıklarıdır. Kapkaranlık, son derece geniş bir çatlak olan Kaos’tan (Uçurum) şunlar çıkar ;

    Tüm canlılara karşı sonsuza dek cömert ve sağlam duran geniş göğüslü Yer ile ölümsüz tanrıların en güzeli olan ve kaba gücü gerileten Eros, her tanrıda ve her insanda aklı ve sakınımlı iradeyi baskı altına aldılar. Kaos’tan Yeraltı Karanlığı ile karanlık Gece doğdu. Sonra, Gece’den de Esir ve Gündüz ortaya çıktı.

    Yer’e gelince, o da yıldızlı Gök’ü doğurur ki ;

    … mutlu tanrılara sonsuza dek güvenli bir dayanak olsun diye.

    Yer ve Gök, bir tanrılar ve devler kuşağını dünyaya getiren ilk tanrısal çift oluyor. Yer ayrıca tek başına, erkek yaratık Dalga’yı yani Verimsiz Deniz’i doğurur; sonra o da birtakım tanrısal varlıkları ve devleri meydana getirir.

    İlk Tanrılar ve Tanrıçalar Kuşağı

     

    Resmedilmiş Gaia  /// Depicted Gaia               Uranos /// Uranüs

    Gaia (Yer) ile Uranos’un(Gök) evliliğinden altı oğul, Titanlar; altı da kız, Titanidler olur. Bu yaratıklar antropomorftur. (İnsan biçimli) Fakat Hesidos haklarında açık bir tanım vermiyor. Şu kadar ki, üç Kiklop’un alınlarının ortasında sadece birer göz bulunuyor. Daha sonra Odysseia’da Kikloplar tam bir ulus oluşturacaklardır.

    İlk yaratıcı güçlerden türeyenler, o güçlerin ölçülerince canavar olarak ortaya çıkmışlardır. Çoğu zaman kahramanların işi bunları yok etmek olacaktır.

    Gaia, Tartaros’la birleşir, insanla yırtıcı hayvan arası bir yaratık olan Typhon’u doğurur; boyca, kuvvetçe Typhon, Yer’in diğer çocuklarının hepsini geçer. Bütün dağlardan daha büyüktür, başı sık sık yıldızlara çarpar. Ellerini iki yana açtığında bir eli doğuya, diğer eli batıya ulaşır ve parmakları yerine yüz başlı ejderha vardır.

    Ekhidna ; kadın bedenli, yılan kuyrukludur.

    Typhon ile Ekhidna başka canavarlar dünyaya getirirler. Khimaira, keçi ve aslan benzeridir.

    Khimaira

    Khimaira ağzından alevler püskürür. Onu Bellerophontes yer.

    Bellerophontes

    Korkunç Nemea aslanı bütün bir bölgeye dehşet saçıyordu ; Herakles (sizin deyişinizle HERKÜL) bu canavarı yok eder. Herakles ayrıca çok başlı bir yılan olan Lerna Hydra’yı da yok eder. Yılanın koparılan her başı hemen yeniden oluşur, ortadaki başı ise ölümsüzdür.

    Çok Başlı Yılan Hydra    Herakles; Nemea Aslanı ile boğuşur. Bu onun 11. görevidir.

    Ama yeni bir kuşak belirmektedir: Titanların sonuncusu olan Kronos, kız kardeşi Rhea ile, iktidari ele alacak ve Olimpos’a yerleşecek olan tanrı ve tanrıçaları dünyaya getirir. Bunların Titanlarla savaşına Titanomakhia denir.

    Büyük Tanrılar

    1) Zeus : Hükümdar ve babadır. Göğe ve bütün atmosfer olaylarına hükmeder. Diğer bütün tanrıların topundan daha güçlüdür. Simgeleri: Kalkan,Asa,Taht,Yıldırım,Meşe,Kartal

    Zeus

    2) Hera : Zeus’un karısı. Evlilik ve doğum tanrıçasıdır. Simgeleri ; Zambak,İnek,Tavus Kuşu

    Hera

    3) Hades : Zeus’un kardeşi. Ölülerin zindancısı, toprağın derinliğindeki zenginliğin sahibi. Simgeleri: Bolluk Boynuzu, görünmez miğfer

    Hades

    4) Poseidon : Zeus’un kardeşi, deniz tanrısı. Pınarları fışkırtan, atları ve boğaları evcilleştiren o’dur. Simgeleri: Üç Dişli Yaba,At,Balık

    Deniz Tanrısı Poseidon /// God of Sea - Poseidon

    5) Hephaistos : Hera ile Zeus’un oğlu. Ateş ve volkanların efendisi. Demirci ve büyücü. Simgesi: Örs

    Volkanların Efendisi- Hephaistus /// The king of Volcains-Hephaistos

    6) Ares : Zeus ile Hera’nın oğlu. Savaş tanrısı. Simgesi: Akbaba

    Savaş Tanrısı-Ares /// The God of War-Ares

    7) Dionysos: Zeus’un oğlu. Şarap, bitki büyütme, bereket ve tiyatro tanrısı. Simgeleri: Üzüm asması,Sarmaşık,Panter,Asa,Bolluk Boynuzu

    Dionysos /// Dionsus

    8) Apollon : Zeus’un oğlu. Işık,kehanet,şiir,müzik tanrısı. Salgın hastalıkları o gönderir, o iyi eder. Simgeleri: Defne,Yay,Lir,Yunus,Karga

    Apollon

    9) Hermes : Zeus’un oğlu, hatiplerin, tüccarların ve hırsızların tanrısı(Bunun nedeni çok çevik ve hızlı olmasıdır). Ölenlerin ruhlarının elçisi ve yol gösterenidir. Simgesi: Yılanlı,kanatlı asa

    Hermes

    10) Athena : Zeus’un kızı Sanat,teknik,barış ve savaş tanrıçasıdır. Simgeleri: Kalkan, Mızrak, Zeytin Dalı, Baykuş

    Athena

    11) Artemis : Zeus’un kızı. Hayvanların,bitkilerin ve çocukların tanrıçasıdır. Simgeleri: Sedir,Maral

    Artemis

    12) Afrodit : Aşk,güzellik,eğlence tanrıçası. Simgeleri: Kuğu,Serçe,Güvercin

    Afrodit

    13) Demeter : Zeus’un kız kardeşi. Tarımın,yaşamın yenilenmesinin tanrıçasıdır. Simgeleri: Buğday Başağı,Haşhaş,Evcil Domuz

    Demeter

    14) Hestia : Zeus’un kız kardeşi. Ocak tanrıçasıdır. Fakat hiçbir mitolojik anlatımda yer almaz.

    Hestia

    Kadın’ın Yaratılışı

    Mitolojiye göre ilk kadın şöyle yaratılmıştır :

    Zeus, Hephaistos’a bir kilden heykel vererek bunu şekillendirmesini istemiştir. Hephaistos bu bedeni işleyerek güzel bir şekil vermiştir. Ardından Athena vücudu süslemiş, Afrodit ise kusursuz çekicilikte bir yüz  vermiştir. Bunun sonunda Hermes inanılmaz derecede bir kandırma yetisi ve hızlıca kaçma özelliği verir.

     


  7. Divriği Ulu Camii

    November 12, 2011 by admin

    Divriği Ulu Camii

    Birçok ilginç özelliği olan, fakat çoğumuzun bilmediği Divriği Ulu Cami’yi araştırdık. Beni en çok etkileyen resimler oldu.

    Divriği Ulu Camii İkindi Vakti Gölge İle Oluşan İnsan Figürü

    Yukarıda gördüğünüz fotoğraf ikindi vakti gölge ile oluşan bir görüntüdür. Her ikindi vakti olur. Kuran okuyan bir insan figürü görülmektedir.

    Anadolu Selçuklu Devleti Mengücek Oğulları Beyliği döneminde Mengücek Beyi Ahmet Şah tarafından, Şifahane ise Ahmet Şah’ın eşi Melike Turan tarafından yaptırılmıştır . Sivas’ta bulunmaktadır. Günümüzde UNESCO tarafından koruma altına alınmıştır. Divriği Ulu Camii’nin en büyük özelliklerinden birisi yukarıda bahsettiğimiz gölge oluşumu. Görünce beni de çok etkiledi.

    Divriği Ulu Camii’nin bir diğer özelliği de taş işçiliğinin mükemmel bir şekilde kullanılarak inşa edilmesidir.

    Divriği Ulu Camii İçinden Bir Görüntü. (Taş işçiliğinin mükemmelliği göz önünde)

    Böylesine güzel bir yapıtın baş mimari Ahlatlı Hürremşah olan caminin taş işçiliğini Ahlatlı Nakkaş Ahmed, yazılarını Muhammed, ağaç işçiliğini İsetiflisli Ahmed isimli ustalar yapmış, eser bu ustaların elinde bir şahesere dönüşmüştür.

    Evliya Çelebi bu eser için şöyle demiştir: “Üstad, mermer bu camiye öyle emek sarf edip, kapı ve duvarları öyle nakış bukalemun eylemiş ki, methinde diller kısır, kalem kırıktır.

    Plan tipi ve süsleme olarak benzeri olmayan bir eserdir. Aralarında üslup birliği olmayan üç portalin süslemeleri birbitinden farklıdır. İki başlı kartal motifini de içeren süslemeler son derece taşkın ve barok karakterlidir. Batı portalinde Alaaddin Keykubad’ın arması olan çift başlı kartal ile Ahmet Şahın arması doğan motifi bulunur.

    Çift Başlı Kartal Motifi

     

    Divriği Ulu Camii’nin yanında bir de Darüşşifa Bulunur.

    Şifahane kapısının iki yanında biri kazınmış halde ay ve güneşi temsil eden iki insan başı yer alır. bunlar diğer selçuklu şifahanelerinde gördüğümüz sembolik figürlerdir. portalin iç kenarında iki insan başı daha görülür. bunların ahmed şah ile eşi melike turan olduğu iddia edilse de doğru olmadığı, ancak tam olarak kimlere ait olduğu ve ne maksatla yapıldığı bilinmemektedir. Şifahanenin kuzeydoğu köşesinde dikdörtgen planlı ve kubbelitürbede Ahmed Şah ve eşi Melike Turan yatmaktadır.

    Klasik bir medrese şemasına sahip olan şifahanenin bir tarafı iki katlıdır. ortada dört sütun üzerine üç paraleltonozla örtülü orta mekân ve biri girişte olmak üzere değişik yıldız tonozlarla örtülü dört eyvandan oluşmaktadır.

    Akıl hastalarının kafasına delik açmak yerine, kusursuz bir akustik ve su kanalları eşliğinde, su sesi ile tedavi denenmiş ve etkili olmuştur.


  8. Kendi Rüyanı Yarat & Başkasınınkini Kontrol Et!

    November 3, 2011 by admin

    rüya

    Bu çok farklı bir konuyla karşınızdayız. Bazı arkadaşlar “Bu ne ya. Bunlar dinsiz mi?” diye düşünebilir. Bu tür şeyler büyü vb. gibi dine aykırı şeyler değildir. Sadece yıllardır insanların uğraştığı bir merak konusudur.

    Kendi rüyanızı yaratmak ister misiniz? Sadece bilinçaltınızın yarattığı rüyalar görmek istemiyor musunuz?
    Buyrun sizler için araştırdık. “Lucid Rüya Görmek”

    Aslında pek çoğumuzun belkide bir çok kez deneyimlediği fakat bunun isminin ve işlevlerinin farkında olmadığı bir durumdur.Rüya gördüğünüz zaman rüyada olduğunuzun farkına varmanız durumuna Lucid Rüya adı verilir.

    Öncelikle bu tür işlerin mutlaka bir kötü yanı vardır. “Hiç bir şey kusursuz değildir.”

    Bu tür şeylerle fazla uğraşırsanız, mutlaka bağımlılık yapmaya başlar. Bunların zararları da vardır.

    Nedir bunlar?

    -Uyku düzeniniz bozulur.

    -Dünyadan kendinizi soyutlarsınız. (Aklınız her zaman rüyada olur.)

    -Eğer mutsuzsanız gerçek dünya yerine sanal dünya daha cazip gelir.

    -Beyniniz sürekli meşgul olduğu için Çok fazla yorulursunuz.

    -İşlerinizdeki veriminiz düşer.

    -Oradaki yaşantınızı dünyaya yansıtma hissi sizi agresif ve saldırgan yapar.

    -Eğer rüyada olaylar istediğiniz gibi gitmezse psikolojik sorunlara neden olabilir.(Neden bunu yapmadım? Tekrar o rüyayı neden yapamıyorum? Gibi sorular ile psikolojiniz bozulur.)

    -Aşırı uyumak isteği oluşturur. (Bir an önce rüya görme isteği oluşur.)

    -Günde 1-2 saat uyanık kalabilirsiniz. (Gününüzün büyük kısmını uyuyarak, lucid rüya deneyerek geçirebilirsiniz.)

    -Ciddi hastalıklara veya ölüme yol açabilir. (Metabolizmanız bozulup hasta olabilirsiniz, bağışıklık sisteminiz zayıflayabilir veya gerçek deneyimler çok sık olursa nefessiz kalarak veya rüyadaki düşme sonucu heyecanla kalbiniz durabilir bunlar ölüme yol açabilir. Şimdiye kadar rüya görürken kalp krizi geçiren kişi sayısı oldukça fazla lucid yüzünden ölen kişi sayısı 600 kişi. Psikolojik tedavi görenlerin sayısı lucid gören kayıtlı insan sayısının %26 sı)

    Tamam size bir de iyi tarafından bahsetmek istiyorum. Bu Lucid rüyanın aslında vücuda hiçbir faydası yok. Fakat zevkli.

    -Tüm fantazilerinizi gerçekleştirebilirsiniz. (Uçmak,çok hızlı koşmak)

    -İstediğniz herşeyin sahibi olabilirsiniz. (50 m uzunluğunda bir limuzin, her dairesi size ait bir gökdelen)

    -Kendi dünyanızın yaratıcısı olabilirsiniz. (İstediğiniz her şeyi ekleyip, her şeyi yok edebilirsiniz.)

    -Eğer Uzmanlaşırsanız rüyalarınız sizin kontrolünüzde birer dizi film gibi olur hergün bir önceki günün devamı olur ve artık iki kişi olabilirsiniz hayatta. (Bu yanı hiç sevmedim.)

    Lucid Rüyadan o kadar bahsettik. Fakat nasıl olacak bu iş? Size maddeler halinde kendi deneyimlerimden yola çıkarak anlatacağım.

    - Bu işi çok fazla yapacaksanız mutlaka bir eşya belirleyin. Örneğin bir topaç. Rüyadaysanız sonsuza kadar döner. Eğer gerçek hayattaysanız bir yerde durur.

    - Herkesin yapabileceği bir iştir fakat insanlar alışık olmadığı için yapamamaktadır.

    - Bu işi deneyeceğiniz gün kafanız ve o gün yaşadıklarınız çok relax olmalı. Öncelikle uyumanız gerek (!)

    - En rahat pozisyona geçin.

    - Uyumaya yakın kendinizini iyice bilinçaltınıza teslim etmeyin. Biraz uyumaya yakın sınırda bekleyin.

    - Kendinizi (sırtüstü ise) tavana doğru uçarken hayal edin. (Yüzüstü iseniz) Kendinizi görüyormuş gibi hayal edin.

    - 20-30 dakika (kişiden kişiye değişebilir. Bu süre benim için geçerlidir.) sonra rüya konumuna geçmiş olacaksınız. Artık işiniz daha da zorlaştı.

    - Öncelikle yaratmak istediğiniz şeye çok fazla odaklanmak gerek. Rüyadayken ilk kendinizi odanızda ya ayakta, ya da yerde uzanırken bulunursunuz.

    - Yapmak istediğiniz şeye odaklanın. Duvarı yok edin. Evinizi biraz daha yükseğe taşıyın. Yere atlayın.

    - Uçuyorsunuz öyle değil mi?

    - Bunu istediğiniz her şeye yapın.

    Astral Geçiş‘te bu tür rüya ile alakalıdır. Astral geçişte bazı psikopat arkadaşlarımızın istediği şeyi, kendi isteğimiz ile başkasının rüyasına girmeyi deneyeceğiz.

    Astral geçişin zararları nelerdir?

    - Arada kalıp arafta kalabilirsiniz. Ruhunuz bedeninize dönmez. Ne iğrenç bir durum ki kendi bedeninizi görüp te ona dönemeyebilirsiniz.

    - Rüyasına girdiğiniz kişi korkudan kalp krizi geçirebilir.

    Astral geçiş sadece başkasının rüyasına girmek değil, evreni lucid bir şekilde dolaşmak ta olabilir.

    Size ilk önce başkasının rüyasına girme şeklinde anlatacağım.

    Rüyasına girmek istediğiniz kişi sizden haberdar olursa, bu sizin işinizi kolaylaştırır. Çünkü meraktan bu işi o da isteyecektir. Eğer istemezse astral geçiş kapınız açılmaz, bedeninize geri dönmek zorunda kalırsınız. Bu tür geçişlerde kişiyi rüyada istediğini şekilde fantazinize göre hareket ettirebilir, rüyasını kontrol edebilirsiniz.

    Astral geçişin farklı bir yanı olan evreni dolaşmak (Lucid konumda).

    Bu iş imkansız gibi bir iştir. Ruhunuz bedeninize dönemeyebilir. Astral geçiş kapıları ile farklı boyutlara yolculuk edip, lucid konumda olmanıza rağmen gerçek bilinçli canlılar yakalayabilirsiniz.(Bu bilgiyi bir kaynaktan almış bulunmaktayım. Şahsen hiç denemedim. Önermem de ama size kalmış.)

    Bu konu ile alakalı bir film mevcut elimde. Maalesef Worpress’in yetersiz uygulamaları ile buraya yükleyememekteyim.
    Filmin ismi “Inception” Mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum.

     


  9. Hindistan’ın Gözbebeği “Tac Mahal”

    October 26, 2011 by admin

    images (6)

    Tac Mahal Kuşbakışı Tac Mahal

    Tac Mahal, Babür İmparatorluğu’nun 6. hükümdarı Şah Cihan tarafından, o zamanki imparatorluğun başkenti olan Hindistan’ın Agra şehrinde, Jumna  Nehri’nin kıyısında yaptırılmıştır.

    Bir isyanı bastırmak için ordularıyla Burhanpur’a giden Şah Cihan’a, dokuz aylık hamile olmasına rağmen her zamanki gibi eşiMümtaz Mahal (Ercümend Banu Begüm) de eşlik etmişti. Mümtaz Mahal, 14. çocuklarını doğururken öldü. Şah Cihan, eşinin ölümünden sonra 2 yıl yas tuttu. Artık devlet işlerine ilgisini kaybeden hükümdar, teselliyi sanat ve mimaride buldu. Eşinin ölümünün ertesi yılı 1632′de Tac Mahal’in temeli atıldı.

    Anlatılanlara göre Tac Mahal bittikten sonra orada görev almış bütün işçilerin kolları kesilmiştir. Bunun nedeni işçilerin başka bir Tac Mahal yapmasını önlemektir.Bugün Hindistan’ın en fazla turist çeken bölgesidir Jumna. Ancak çevresinde oluşan çarpık yapılaşma, bu tarihi yapıtın geleceğini maalesef tehdit etmektedir. Bulunduğu şehrin bir çok noktasından açıkça görülebilen Tac Mahal, Türk-İslam Mimarisi’nin en önemli yapıtları arasında yer almaktadır.

    Çarpık Yapılaşma Nedeniyle Tac Mahal Neredeyse Kaybolmuş Gidiyor

    Dünyada ask için dikilmiş en büyük ve en güzel anıt olarak kabul edilen bu türbe, Şah Cihan’ın büyük bir aşkla sevdiği eşi Ercümend Banu Begüm’ün (Mümtaz Mahal’in bir diğer ismi Ercümend Banu Begüm’dür.) doğum sırasında ölümü üzerine, onun anısına yaptırılmıştır. Babür İmparatorluğu zamanında çocuk doğururken ölen kadınların kutsal olduğuna inanılmaktaydı.

    Şah Cihan eşinin ölümünü takip eden sekiz gün boyunca yemekten, içmekten kesilmiş, hiç odasından çıkmamıştı. Dokuzuncu gün dairesinin kapısını açıp dışarı çıktığı zaman saçlarının bembeyaz olduğu, iyice çöktüğü görüldü. Duygulu, gerçek aşık, vefalı hükümdar, ölünceye kadar kalbinde yaşatacağı sevgili eşi için bir türbe yaptırmaya karar verdi. Bu türbe saf aşkı sembolize edecek şekilde güzel, iç açıcı, aynı zamanda muhteşem olmalıydı. Bunun için dünyanın en büyük ustalarını bulacak, hazinesini, bu esere harcanmak üzere onların emrine verecekti. Bu amaçla İstanbul’dan mimarlar istedi. Gelen mimar, Mimar Sinan’ın öğrencilerinden Mehmed İsa Efendi ve ekibi idi. 1632′de inşasına başlanan eser, 20 yıl sonra (Yinede az bir süre. O zamanlar her şey el ile yapılıyordu.) 1652′de tamamlanmıştır.

    Mehmed İsa Efendi’nin aylarca çalışarak planını çizdiği Tac Mahal’in yapısında son derece berrak, beyaz bir mermer kullanıldı. Parlak beyaz mermerin, ince mavi damarları da vardı. Bu mermerden yapılan muhteşem kubbenin yerden yüksekliği 82 metredir. Kubbenin üzerindeki altın alemle bu yükseklik daha da artıyor. Türbenin beyaz mermerden dört minaresi de var. 1642 yılında tamamlanmıştır.

    Her ne kadar zar zor benzetilse de yukarıda gördüğünüz Beyaz Mermer Taşı

    Kubbe üzerinde altınlı bir alem vardır. Türbenin beyaz mermerden 4 minaresi vardır. Anıtın dört yanına Hattat Serdar Efendi tarafından Yasin suresinin tamamı yazılmıştır.

    Agra ilinin dışında Yamuna Irmağı’nın kıyısında, 305×580 metre ölçülerinde dikdörtgen avluda yer alan Tac Mahal, dört cephesinin ortalarında 33 metre yüksekliğindeki taç kapılarıyla 75 metre yüksekliğindeki anıt kubbeyi çevreliyor.

    Mümtaz Mahal ve Şah Cihan’in sandukaları üst katta, kubbenin altındadır. Sandukaların bulunduğu yerdeki kubbede insan ağzından çıkan her ses 7 kez yankılanacak şekilde bir akustiğe sahiptir. Şah’ın ve eşinin asıl lahitleri ise, en alt katta bulunmaktadır.

    Tac Mahal’in yüz binlerce akik, sedef ve firuze gömülü olan duvarlarında ayrıca 42 zümrüt, 142 yakut, 625 pırlanta ve 50 adet çok iri inci vardır(Aklınıza bu taşlar gelmiyor ise aşağıda fotoğrafları eklemiş bulunmaktayım).Türbenin yapımı için 47 milyon altın lira harcanmıştır ve buna duvarlardaki mücevherler dahil değildir.

    İstanbul’daki muhteşem Süleymaniye Camii için bile 19 milyon altın lira harcandığını söylersek, Tac Mahal için ne muazzam bir fedakarlık yapıldığı daha kolay anlaşılır. 

    1966 Hint-Pakistan Savaşında, Pakistan savaş uçaklarına yol gösterici bir parıltı olmaması için, Hint hükümeti tarafından kubbesi siyah bir çadırla örtülmek zorunda kalınmıştır.

    pırlanta taşı Yakut

    İnciZümrüt

    Efsaneye göre kubbeyi desteklemek için yapılan iskele, kubbeden daha fazla masraf ve iş gücü gerektirmişti. İnşaatın bitimine yakın Şah Cihan’a iskeleyi sökmenin 5 yıl alacağı bilgisi verilmesi üzerine Şah Cihan, herkesin söktüğü tuğlanın kendisine kalacağı şeklinde bir emir yayınlamış ve iskele bir gecede sökülmüştü.

    Yukarıda Şah Cihan çok akıllıca bir yöntem izlemiştir. İskelet tuğlalarında dahi zümrütler bulunan iskeleti söken kişiye kalacağını bildirdiğinde o fiyat için herkes aç gözlülük ile 5 yılda bitmesi planlanan iskeleti 1 gecede sökmüştür.

    Rivayete göre Tac Mahal gece aydan daha parlak görünmektedir.

    Hindistan’da Babürlüler devrinin mimarlık harikaları çoktur ve bunlardan bazıları bu gün sapasağlam, pırıl pırıl durmakta, seyredenleri hayran bırakmaktadır. Bu gün Pakistan’ın en çok turist çeken yerlerinden biri olan Lahor Sarayı, aynı şehirde dünyanın en geniş ve revaklı avlusuna sahip Padişahi Mescid, Agra, Delhi,Haydarabad ve diğer şehirlerdeki saray ve camilerin her biri başlı başına birer mimarlık şaheseridirler. Fakat, yeryüzünde hiçbir türbe, hiçbir mimarlık eseri, Tac Mahal kadar güzel, muhteşem ve meşhur değildir.

    İsviçre merkezli New7Wonders Vakfı, dünyanın yeni yedi harikasını belirlemek için başlattığı yarışmaya 21 finalist eser katıldı. Dünyanın dört bir yanından yaklaşık 100 milyon kişi cep telefonu ve YENİ 7 HARİKA3 adlı internet sitesinde 6 yıl boyunca oy kullanarak dünyanın yeni 7 harikasını seçti. Cep telefonu ve internet oylarıyla belirlenen dünyanın yeni 7 harikası, 7 Temmuz 2007′de Portekiz’in başkenti Lizbon’da ilan edildi. Dünyanın yeni 7 harikası; Ürdün’deki Petra Antik Kenti, Çin Seddi, Brezilya’daki Kurtarıcı İsa Heykeli, Peru’daki Machu Picchu Antik Kenti, Meksika’daki Chichen Itza Piramidi, İtalya’nın Roma kentindeki Kolezyum ve Hindistan’daki Tac Mahal anıtmezarı şeklinde sıralandı.

     


  10. Yeni Tema

    October 8, 2011 by admin

    Yeni Temamız Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?

    “Şöyle olsa daha güzel olurdu.” “Böyle şunlar şunlar olmuyor. Şunları sevmiyorum.”

    Gibi düşüncelerinizi yorum ile bildirin.